“`html
İzmir’de meydana gelen trajik bir olayda, Lokman E. isimli bir birey, Gözde Akbaba’yı öldürdü. Öte yandan, Antep’te Adem K. boşanma sürecindeki eşi Sibel Külah’ı ateşe vererek ağır yaraladı. İstanbul’da ise Dılshod Akhrol Uglı Turdımurotov ve Gofurjon Akmalkhonovıch Kamalkhodaev, Özbekistanlı göçmen kadın Durdona Khokimova’nın yaşamına son verdi.
Durdona Khakimova Eylemi Üzerine Fotoğraflar
26 Ocak 2026
Bu trajik olaylar, kadınların uzun zamandır gündemini meşgul eden bir soruyu yeniden hatırlatıyor: Erkek şiddeti ne zaman sona erecek?
Kadın hakları savunucuları, bu sorunun yanıtının devletin erkek şiddetiyle gerçekten mücadele etme yeteneğinde gizli olduğunu vurguluyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından, kadınların yaşam haklarına yönelik koruma mekanizmalarının ciddi oranda zayıfladığı ifade ediliyor.
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, 2011 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. İstanbul’da imzaya açılan bu sözleşmelerden ilkinin imzacı ülkesi Türkiye oldu. Ancak, üzücü bir şekilde, Türkiye 20 Mart 2021’de bu sözleşmeden çekildi.
Oysa İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddeti, aile içi şiddeti ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti tanımlayan uluslararası alandaki ilk bağlayıcı belge olma özelliğine sahip. Sözleşme, psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, tecavüz, zorla evlendirme gibi birçok olayı kapsıyor ve devletin bu meselelerle ilgili önlem almasını zorunlu kılıyor.

25 Ocak Pazar günü, kadınlar bu durumları protesto etmek için sokaklara döküldü.
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler’in çağrısıyla İstanbul’da bir araya gelen kadınlar ve LGBTİ+ bireyleri, Özbekistanlı göçmen kadın Durdona Khokimova’nın cansız bedeninin bulunduğu Kuyulubağ Sokak’a yürüdü. Katılımcılar “Göçmen kadınlar yalnız değildir”, “Koruma, aklama, failleri yargıla” gibi sloganlar atarak etkili bir protesto gerçekleştirdi. Polis, etkinlik boyunca alanda hazır bulundu.
“Göçmen kadınlar, sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya”

Basın açıklamasını Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler adına Berfin Atlı gerçekleştirdi.
Atlı, Kuyulubağ Sokak’ta bir gün önce bulunduğu ifade edilen başı kesilmiş kadın bedeni olayına atıfta bulunarak şu sözleri dile getirdi:
“Bugün buradayız çünkü dün bu sokakta, bir çöp konteynerinde başı kesilmiş bir kadın bedeni bulundu. Bir erkeğin, bir kadını öldürüp parçalayıp çöpe atmış olmasını düşündüğümüzde bu durumun boyutları daha da korkunçlaşıyor.”
Öldürülen kadının Özbekistanlı Durdona Khakimova olduğu ve Dılshod Akhrol Uglı Turdımurotov ile ona yardım eden Gofurjon Akmalkhonovıch Kamalkhodaev tarafından öldürüldüğü bilgisi kısa süre içinde ortaya çıktı.
Atlı, Durdona Khakimova hakkında fazla bilgi bulunmadığını ancak bu cinayetin arkasındaki erkek şiddetinin tanındığını belirtti:
“Durdona Khakimova’nın yaşamına dair bilgimiz kısıtlı, fakat bu cinayetin arkasındaki şiddeti çok net bir şekilde görüyoruz. Bir kadını, göçmen bir kadını öldürebilme cesaretine sahip olan erkeklerin dayandığı patriyarkayı kabul edemeyiz.”
Erkek şiddetinin, devletin koruyucu politikalarının yokluğunda güçlendiğini dile getiren Atlı, şu şekilde konuştu:
“Şiddet faili erkeklerin yaşamlarını kolayca sürdürmelerini sağlayan, koruyucu politikalar üretemeyen devlet, aynı zamanda kadınları çaresiz bırakmaktadır.”
Açıklamada, kadınların karakollara başvuruda bulunduklarında şikayetlerinin çoğu zaman göz ardı edildiği, uzaklaştırma kararlarının uygulanmadığı ve faillerin cezasız kaldığı vurgulandı. Göçmen kadınların ise sınır dışı edilme korkusu yüzünden başvuru mekanizmalarına ulaşmakta Zorluk yaşadığı belirtildi.
“Göçmen kadınlar, ya sınır dışı edilme tehdidiyle ya da karakollarda maruz kaldıkları şiddet nedeniyle başvuru yapma imkanlarından mahrum kalmaktadır.”
İzmir Menemen’de yaşanan başka bir olayda, 26 yaşındaki Gözde Akbaba, eski erkek arkadaşının sokak ortasında bıçaklı saldırısına uğrayarak öldürüldü, üstelik bu olay, alınmış uzaklaştırma kararı olmasına rağmen gerçekleşti.
Bir başka olayda ise Antep’te boşanma aşamasındaki kocası Adem Külah, Sibel Külah’ı koli bandıyla bağlayarak başından aşağı gaz dökerek yaraladı. Sibel Külah’ın başı yandı ve görme kaybı yaşadığı bildirildi.
Bu tür erkek şiddeti olaylarının Durdona Khokimova’nın ölümü gibi münferit vakalar olmadığı, aksine patriyarka ve erkek düşmanı politikaların bir sonucu olduğu ifade ediliyor.
“O bir insan, o bir kadın”

Basın toplantısının ardından Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu da söz aldı.
Yalıncakoğlu, Durdona Khokimova’nın cinayetinin sıradanlaştırılmasına tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Birinin eşyasını kaybetmesi kadar basit gibi geliyor değil mi? Ama bu bir kadın. Bu kadın parçalanmış bir halde bulundu. Bu bize net bir gerçeği gösteriyor; 36 yaşındaki Özbek kadın Durdona Khokimova. Bu bir isim değil. Bu bir insan. Bu bir kadındır.”
Cinayetin kamusal bir alanda işlendiğini hatırlatan Yalıncakoğlu, sorumluluğun yalnızca faillerle sınırlı olmadığını vurguladı:
“Bu kadın, herkesin geçtiği bir sokakta, parçalanmış bedeniyle çöplükte bulundu. Bunun önlemini almayan herkes, bu cinayetlerin sorumlusudur.”
Kadın cinayetlerinin sistematik bir hal aldığını ifade eden Yalıncakoğlu, şöyle devam etti:
“Her gün, her yerde kadınlar öldürülüyor. Hem ülkemizde hem de dünya genelinde. Durdona belki buraya çalışmaya geldi. Belki yeni bir hayat kurmak için. Bu, bir yaşamdır. Bu, bir insandır. Bu, bir kadın.”
Failin ifadesine de atıfta bulunan Yalıncakoğlu, erkek şiddetinin nasıl meşrulaştırıldığına dair şunları söyledi:
“Fail, ‘aynı gün tanıştık’ diyor. Aynı gün tanışılan bir kadının kimseye husumeti olamaz, peki neden onun bedenini parçalayıp çöpe atmayı düşünürsün? Bunun tek sebebi; kadınları hedef alan her türlü şiddette, faillerin verilen indirimler ve ifadelerinin esas alınmasıdır.”
“Cesareti nereden alıyorlar?”

Eylemde CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun da konuşma gerçekleştirdi. Dursun, cezasızlığın failleri nasıl cesaretlendirdiğine dair görüşlerini paylaştı:
“Bir failin bir kadını öldürüp yurt dışına kaçma cesaretini bulması, bu sistemden kaynaklanıyor. Cezasızlık, şiddeti doğurur. Bu durumu besleyen bir ortamda, bir failin kaçabileceğine inanması mümkündür. Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Kadın cinayetleri politik bir meseledir.”
Dursun, aynı zamanda Şişli’de yaşanan kadın cinayetlerini hatırlatarak konuşmasını sürdürdü:
“19 Mart’tan bu yana sadece Şişli’de üç kadın hayatını kaybetti. Oysa toplumsal irade, kadınların yaşam güvencelerini de içeriyor. Biz birlikte bir gelecek inşa edeceğiz; kadının elindeki irade ile bu karanlık durumu değiştireceğiz. Yaşasın kadın dayanışması.”
Kadınlar, Durdona Khakimova’nın katledildiği sokakta, erkek şiddeti sona erene kadar mücadelelerinin devam edeceğini haykırdı.
bianet 2024 erkek şiddeti verileri
bianet 2025 erkek şiddeti verileri
Veri tabanına erişim için https://erkeksiddeti.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
(EMK)
“`
