“`html
Hüseyin Kocabıyık’tan Önemli Açıklamalar
Eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, Cumhuriyet gazetesine verdiği röportajda dikkat çekici konu başlıklarına değindi.
‘ARTIK ONU TANIMIYORUM’
Erdoğan ile tanışıklığınız cezaevinde mi başladı?
Tayyip Erdoğan’ı, belediye başkanı olduğu günlerden tanıyorum. O zamanlar Çiller hükümeti iktidardaydı ve Tansu Hanım, Erdoğan’dan pek hoşlanmazdı. Ancak ben onunla olumlu bir ilişki kurmuştum. O dönemdeki Tayyip Bey, yardımsever, merhametli ve dost canlısı bir kişiydi. Ancak şu anda karşımızda farklı bir profil var ve ben onu artık tanıyamıyorum. Erdoğan cezaevine girdiğinde hemen ziyarete gittim. Kendisinin bir demokrasi mağduru olduğunu düşündüğümüzü, kendisine daha iyi koşullar sunulması gerektiğini Adalet Bakanı’na ilettik. Pınarhisar Cezaevi, içeride dünyada eşi benzeri olmayan bir rahatlık sunuyordu. Şimdiyse, İmamoğlu’nun hapishane şartlarını düşünürsek, durum ne kadar değişti anlayabiliyoruz.
Danışmanlık görevimden sonra medya sektörüne atıldım ve Sabah gazetesinde yazmaya başladım. Rahmetli Erol Olçok, milletvekili olmam konusunda beni çok teşvik etti. Erol’un, Erdoğan’ın politikaları ile ilgili bazı derin endişeleri vardı. Eğer o hayatta olsaydı, bu endişeleri sizinle paylaşabilirdim. Ancak zamanla belirttiği kaygıların tamamının haklı çıktığını söyleyebilirim. Danışmanlık tecrübemin yeni dönemde değerlendirileceği düşüncesi, çevremdeki arkadaşlarımın Tayyip Bey’i ikna etmesiyle benim aday olmamla sonuçlandı. Aktif siyasete girmek isteğim azdı ve geçmişte Tansu Hanım da beni pek çok kez vekil yapmak istemişti; ancak her seferinde uzak durdum. Nihayet 7 Haziran 2015 seçimleriyle siyasete adım attım.
“Sen Aslında Kendine Darbe Yaptın” Sözleri Neden?
İmamoğlu’nun tutuklanmasını “darbe” olarak nitelendirmenizin sebebi nedir?
28 Şubat’ta Erdoğan’a yapılan bir darbe varsa, Ekrem İmamoğlu’na yapılan da aynıdır. Demokrasilerde partiler ve seçimler aracılığıyla gerçekleştirilmesi gereken bir rekabet olmalıdır. Eğer bir rakibi, devlet gücünü ve yargıyı kullanarak etkisiz hale getirmeye çalışıyorsanız, bu durumu darbe olarak nitelendiririm. Darbeler her zaman silahlı güçlerle olmaz; modern dünyada farklı şekillerde de gerçekleşebilir. 1998’de Erdoğan’a yapılan müdahale de benzer şekilde bir “postmodern darbe” olarak tanımlanmıştır.
Rakiplerin Yargı Yoluyla Tasfiye Edilmesi
Sözlerinizde, rakiplerinizin yargı yoluyla ortadan kaldırıldığını düşündüğünüzü belirttiniz. Neden böyle hissediyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu ile aramda geçmiş bir tanışıklık yok, ben sağ gelenekten geliyorum. Ancak İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olması nedeniyle Erdoğan tarafından siyasi tasfiyeye uğradığını düşünüyorum. Bu durum yargı eliyle gerçekleştiriliyor ve iddialar yolsuzluk üzerine kurgulanıyor. İktidarı değiştirme yeteneğini zayıflatmak, Türk milletinin sahip olduğu en önemli kazançlardan biri olan demokratik seçim kültürüne zarar veriyor. 27 yıl önce, Erdoğan’a yapılan adaletsizlikler karşısında gösterdiğim tavrı, bugün İmamoğlu için de gösteriyorum. Riakarlığı asla kabul etmiyorum.
İhraç Sürecinin Başlangıcı
İhraç sebebiniz nedir?
AKP’den “demokrasiye ve hukuka aykırı davranmak” gerekçesiyle ihraç edildim. Ancak bir parti için esas olanın kurucu ilkeleri ve tüzüğü olduğunu düşünerek ifade etmek isterim ki, bu çerçevede Erdoğan dahil herkesin ihraç edilmesi gerekir. AK Parti, kendi temel ilkelerine ihanet etmiştir. Siyasetin, ahlaki bir duruşla yürütülmesi gerektiğini savunuyorum ve bu anlayışla mücadeleye devam edeceğim.
Tutuklama Korkusu ve Mücadeleniz
Tutuklanmaktan korkuyor musunuz?
Ben, 12 Eylül döneminde siyasi sebep dolayısıyla 17 yaşında cezaevine girdim. 15 Temmuz başarılı olsaydı, belki de benim durumum çok daha farklı olabilirdi. Mücadelenizin arkasındaysanız, cezaevine girmeyi veya ölümü göze almayı bilmelisiniz. Cezaevi, benim için bazı açılardan yenilenme ve güçlenme fırsatıydı. Ancak insanların haksız yere hapse atılması, kabul edilemez bir durumu ortaya koyuyor.
“`